Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

GAZETECİ-YAZAR ERHAN PALABIYIK'IN KALEMİNDEN YOZGAT İSİMLER SÖZLÜĞÜ

Durali Doğan

14 Haziran 2022, 12:23

Durali Doğan

GAZETECİ-YAZAR ERHAN PALABIYIK'IN KALEMİNDEN
EĞİTİMCİ-YAZAR DURALİ DOĞAN VE YOZGAT İSİMLER SÖZLÜĞÜ KİTABI ÜZERİNE!
Çalışma masamın üstündeki kitaplarla yan yana duran kitabı bir kere daha gözden geçirip yazmaya karar verdim. Ne yazık ki, bilgisayarımda meydana gelen bir teknik sorun nedeniyle yazmam ve yayınlamam hayli bir zaman aldı.
Geldiği günden bu yana memleket ve toprak kokan, insanlarımızın kokusunu getiren bu kitap Yozgatlı hemşehrim Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Araştınmacı, Aydın,Mütevazi, Hoşgörülü insan olan Sorgunlu ve aynı zamanda Türkiyeli Durali DOĞAN üstadıma ait”Cumhuriyetin100.yıl eşiğinde YOZGAT İSİMLER SÖZLÜĞÜ. Kitabın ön kapağının hemen altında ise;Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde eser ve hizmet veren 601 Yozgatlının, Hayatı, Kişiliği, Eserleri notu düşülmüş. Kisimler sözlüğü adı verilmiş ama bir Ansiklopedi niteliğinde olan esere Genel Kültür Ansiklopedisi adı verilebilirdi.
Kitap, sağırlara seslenen dilsiz dostlardır. (Hollanda atasözü)
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde çeşitli yapıtlar veren, adı, sanı bilinmeyen, ancak ünleri,yapıtları ve çalışmaları ülkemiz sınırlarını aşan Tarih, Edebiyat, Kültür, Sanat, Müzik, Folklör, Din, Bilim, ve Askerlik alanlarında çeşitli eserler ve ilimizi, ülkemeze hizmetler veren tam 601 Yozgatlı var bu Ansiklopedide, hem de yaşam öyküleri, kişilikleri, eserleri de yer almış. 479 sayfalık bu eser postadan geldiğinde acele açıp mürekkep kokusunu ciğerlerime çekmiştim. Doğrusu mürekkep kokusu değil de memleket kokusunu içime çektiğimi sonradan algıladım.Yıllardır gurbet illerdi, diyar diyar sürgünlerde, mahpuslarda dolaşıp sonunda Hatay limanına demir atmıştım.
Yozgat insanı ve yöneticileri kendi öz evlatlarına sahip çıkmayan bir yapıya sahip. Bunun nedeni de sosyal ve kültürel geri kalmışlıktır veya bıraktırılmışlıktır. Her aydın insan gibi ben de kırgın ve kızgındım Yozga’ın insanına ama hiçbir zamanda nankörlük edip külliyen de silip atmadım yüreğimden insanlarını Yozgat’ı ve insanlarını, yöneticilerini korkmadan, çekinmeden eleştirdim ve çeşitli öneriler getirdim. Birkaç tane de olsa ilimizle, ilçemizle ilgili eserler yaptım ve yayınladım küçükte olsa kültürel bir katkı sağladımsa ne mutlu bana.
Yaklaşık 25 yıldır Hata’da yaşamaktayım artık buralı oldum ve ölürsem de buradaki dünyaca ünlü, tüm kutsal kitaplarda adı geçen AMİK OVASI’na gömülmemi vasiyet ettim. Onlarca uygarlığın başkenti olan bu ova benim son istirahat yerim olsun istedim.
Yaşadığım kent olan Hatay’da M.Adil ÇETİN hocam da yayınladığı bir kitabında bana da yer vermiş ve Hataylı yazar, şairlerden sayıp onurlandırmıştı.
Bu kitabın yayınlanmasından bir yıl gibi bir zaman geçtikten sonra da Durali DOĞAN hocam kitabında bana yer verdiler. Bu kitapta yer almamda benim için büyük bir sürpriz oldu doğrusu. Şimdiye kadar hiçbir Yozgatlı yazarın kitap, antoloji, dergisinde bana zerre kadar yer verilmemiş ve dışlanmıştım, fanatikler tarafından bana sansür uygulanıp, doğduğum topraklardan izole etmişlerdi.
Bunun tek bir nedeni vardı oda;benim asi ve mevcut tüm rejimlere muhalif bir kişiliğe,karektere sahip olmam ve sisteme sürekli eleştiriler yağdırmamdı, bu tip fanatik Yozgatlılar kapitalist sistemin işbirlikçisi ve tetikçileridirler, siyasetçi ortalığı kirletir bu tiplerde Vatan- Millet-Sakarya edebiyatı sloganı ile temizlerler veya temizlemeye çalışırlar. Bir türlü uygarlaşamamış olan bu fanatikler kendileri dışında kimselerin de varlığını kabul etmezler. Bu tiplerden her yerde varlar, işte benim yaşadığım Hatay’da düzinelerce ama Yozgat’ta bunu profesyonel olarak yapanlar çoğunlukta. Boşuna mı Gazeteler, Televizyonlar kurdurulur ve dergiler yayınlatılır bu tiplere. Benim ne tanınmaya, ne de reklama ihtiyacım bulunmuyor. Benim ulusal anlamda tanınmışlığım beni zaten rahatsız ediyor.
Yozgatlı olupta benim kitaplarımı manşetlerden veren değerli hemşehrilerim de olmuştur onlara buradan teşekkür ediyorum. Onların dostluk ve kardeşlikleri her zaman bakidir.
Asi ruhlu olan SPARKATÜS’den herkes söz ederlerken, tetikçi ve işbirlikçi, sistemin çakallarını,yalakalarını tarihte kimselerin anmadığını buradan vurgulamak istiyorum. Biz dünyayı savaşlarla,açlıkla,kıtlıkla,hastalıklarla yıkanlara karşılık,inatla ve ısrarla yeniden inşa edenlerdeniz ben her zaman olduğu gibi barış ve Dostluktan,Hoşgörü,uygarlıktan,birlikte yaşamaktan yanayım.
SUYA ZİNCİR VURULMAZ!
Durali DOĞAN Hocamın yayınladığı bu kitap benim Yozgat insanına olan bakış önyargımı kırdı diyebilirim. Bunu da hocama borçlu olduğumu vurgulamak isterim.Yozgatlılar arasında birlik ve beraberlik hiçbir zaman oluşmamıştır entelektüel insanlara karşı bir şartlanmış önyargı her zaman vardır,bunları hiç kimselerle konuşamazsınız, medeniyeti kabul etmezler.Yozgattaki ağaları, beyleri, feodal kalıntıları tanrının emriymiş gibi savunurlar.
Cumhuriyet dönemindeki iç isyanlar halen Yozgatlılar için tabudur, kendisini aydın sayan cahiller bunu bir malzeme olarak zaman zaman yazar çizerler ama bir milim bir gelişme olmaz, tıpkı Türkiye ve Ermenistan arasındaki “Ermeni sorunu”gibi! Yozgatlı aydınlar hep sıkıntı çekerek doğdukları topraklarını terk etmişlerdir. Ben bile Yozgat Tedaşta çalışırken İleri Gazetesinde yazdığım bir makaleden dolayı bu tür bir yobazın saldırısına uğramıştım. Adam yazıyı dahi okumamış ki benim işyerimdeki tescilli bir provakatör tarafından üstüme saldırtılmıştı.Yozgat halen böylesi yobazların eğemenliklerinin çoğunlukta olduğu adamlar tarafından idare edilmektedir. Fanatizmin eğemen olduğu bir ili tanımadan, ordaki yaşayan insanları sevemezsiniz.
Yozgat insanını fanatik ruhunu iyi anlamazsak, sorunlara iyi bir tesbitte bulunamayız, geçen yıl gittiğim Yozgat’ta halen aynı manzaraları seyrettiğimi ifade edeyim. Sabah erkenden saat kulesinin önündeki gazete bayisinin koyduğu gazetelerin manşetlerini okuyup fikir yürüten, tartışanlar var. Birisi de içlerinden çıkıp bir gazete almayıp, bilim adamı, filozof, bir siyasetçi rollerinde ahkam kesmektedirler.
Geri kalmışlık mı,yoksa geri bıraktırılmışlık mı denir bu olaya artık sizler karar verin.Yozgat yarası kanatılmadan tedavi edilemez, sosyal ve kültürel düzeyi vasat olan ilimizde ilkokulu bitirenler Ankar’nın yolunu tutup bir apartmanda kapıcılık bulduğunda kendisini kral sanmaktadır.
Yozgatlı siyasetçiler bu tip insanları kağnı arabası gibi kullanıp, oya çevirmektedirler, yıllardır bir bekçilik, polislik, gardiyanlık vererek ayakçı konumuna getirmişlerdir bu tip Yozgatlıları, kirli siyasetçiler!
Yozgatta acilen “OKUMA SEFERBERLİĞİ” yapılmalıdır, valiye, kaymakamlara, milli eğitime bu konuda büyük işler düşmektedir.21.yüzyılda Yozgatlı Fanatizmi yenmeli ve çağdaş bir toplumun bireyi olmalıdır, aksi taktirde Yozgatlı tüm ülke genelinde bir öcü muamelesi görüp, dışlanacaktır. Geleneklere,törelere bağlı olmak başka bir şey, fanatiklik ise başka. Yozgat'ta. Aydın ve Çağdaş düşünceli insanlar ne yazık ki doğdukları toprakları terk edip ülkenin çeşitli yerlerine ve ülke dışına çıkıp gitmektedirler.
Bu kitaptaki insanlara bir bir dikkatle bakıp, okuyup ,yaşamlarını ve eserlerini incelediğimizde neden gittikleri ve kaçtıkları da ortaya çıkacaktır.
Edebiyatçı,Yazar, Gazeteci, Bilim ve Hukuk insanları burada yaşama imkanı bulamıyorlar. Ben her zaman yazdım ve söyledim:Türkiyedeki ve Dünyadaki tüm YOZGATLI’LAR biraraya gelseler inanın ki üniversitelerin araştırma konusu olurlar bakın şu 601 insana her biri ayrı bir düşünce ve renkleri oluşturmuyorlar mı?Sosyalisti, Muhafazakarı, Liberali ve daha neleri! Yozgat ve İnsanı başlı başına bir Sosyolojik araştırma konusudur zaten.
Ben konuyu dağıtmadan Ansiklopediye dönmek istiyorum.1988 yılı basımı olan Yozgat Şairler ve Yazarlar kitabını 1999 yılında Yerköy Tedaşta çalıştığım bir dönemde Arifoğlu köyü muhtarından ödünç almış ve okumuştum. Bu kitaptan kaynak olarak çok yararlandım, özellikle sonradan hazırladığım Bizim Yerköy kitabıma temel bir kaynak olmuştu.Tedaşta siyasal iktidarlarca(sağ ve sol,dinci hepside)sürekli ve kasıtlı bir sürgün yaşadığım için bu kitabı sahibine iade edemedim,bu yıl Yerköy’e gidersem eğer ilk işim köye giderek muhtarın yakınlarına kitabı iade etmek olacaktır.
Durali DOĞAN hocam, Muhafazakar bir çevreden gelmesine rağmen son derece Aydın ve Demokrat, Hoşgörülü bir tavır sergileyerek onlarca kitaba imza atması gerçek bir düşünür ve aydın niteliğini de ortaya koymaktadır. Tanıdığım sağın yetiştirdiği DEMOKRATLARDAN’dır desem yeridir. Hiçbir zaman fanatik bir tavır sergilemeyip objektif olup büyük bir olgunluk gösterip eserlerini vermiştir,vermeye de devam ediyorlar. İnsanlarla sosyal ilişkileri de son derece özgündür, renklidir, kalıcıdır ve ciddidir. İleriye dönük bir içerik taşımaktadır.
Durali DOĞAN Hocam klasik bir Yozgatlı değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır bir çok farklı kesimlerle sosyal ve kültürel bağları olan ve geliştiren Araştırmacı,Yazar kimliğine sahiptir, ona duyulan saygı da tamamen tarafsız yazmasından ve davranmasından kaynaklanmaktadır. Ben toplumcu bir insan olmama karşın bana hiçbir zaman ön yargılı davranmamıştır. Bu da bizim aramızdaki dostluğu perçinlemiştir.
Türkçeyi yazılarında ve kitaplarında en iyi kullanan bir yazardır.Yozgat’ta kimileri hocamla AŞŞIK ATMAYA kalkanlarda yok değiller ama bana göre onlar baştan kaybetmiş olduklarının farkında olmayanlardır.
Durali Hocam dik durararak, onurlu bir davranış sergileyip aralarındaki farkı asilce ortaya koyuyor. Bunlarla Hocamı karşılaştırmak gibi bir niyetim yok ama bunları da teşhir etmek gerektiğine inanmaktayım. Bu tipler kendilerinden başka aydın ve kültür adamı, yazar da tanımazlar ama ünleri de,namları da Yozgat merkezden çıkmaz.
Durali Hocam,Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslı,Aşık Garip ve Şahsenem hikayelerini taa çocukluğundan beri okumuş ve özümsemiş, halk kültürlerine bağlanmış ve maya tutmuştur. Ayrıcada Yunus Emre, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Aşık Seyrani gibi halk aşıklarını okumuş olması günümüzde verdiği eserlerin temel kaynağını oluşturmaktadır.
Durali hocam, Şiir, Öykü, Senaryo, Araştırma gibi önemli alanlarda eserler veren ve halende bir çok kitap çalışması bulunan, yazmaya devam eden, gazetelerde makalelerle topluma, yaşadığı iline, ışık tutan bir insandır. Gazete ve dergilerde onlarca eserleri yayınlanmış, bu çalışmalarından dolayı da çeşitle ödüller almış bir insanımızdır.
Bugün ki kazanmış olduğu saygınlığına birilerine borçlu değildir veya birileri kendisine lütuf olarak vermemiştir, kendi beyni ve yeteneği, aklı ile kazanmıştır. Yazarak, üreterek eserler ortaya koymuştur. Bu saygınlığın temelinde ülkemizi ve insanlarını sevmek yatmaktadır.
Ülkesine ve Ulusuna son derece bağlı olun hocam bu felsefi, siyasi, kültürün anlayışını halen de inatla, ısrarla sürdürmektedir.
Bu bilge insanın önünde saygıyla eğilmek gerektiğini buradan vurgulamak isterim. Şöyle bir söz vardır: Hiç kimse kendi memleketinde peygamber seçilemez, bu söz kendisini anlamayan, anlayamanları kast etmek için yazıyorum,
Durali hocam, başkaları gibi kalemini satmadan, kiralamadan onuruyla, namusuyla yazmış kimi zamanda sistemin yöneticilerine kafa tutarak saygınlığını pekiştirmiş, ender insanlarımızdandır. Anadolu kırsalında yazmanın ve üretmenin, düşünmenin ne kadar zor olduğunu en iyi ben bilirim. Sağın tabu, solu yasak ve günahlarla çevrilidir. Buna rağmen yazmak büyük bir cesaret gerektirir işte tüm bunları yapan dev adam Durali Doğan hocamdır. Kutlamamak, taktir etmemek mümkün mü? İçten ve samimi olarak kendisini kutluyorum dostlar hem de hepiniz, hepimiz adına.
Emekli olmasına rağmen hiçbir zaman boş durmayan, sürekli üreten ve eserler ortaya koyan Hocam, aynı zamanda ülkemizin birlik ve bütünlüğünü her koşulda savunan bir düşünce, fikir ustası çelik bir adamıdır. Ülkemizin güzel bir geleceği sahip olması içinde mücadele eden aydındır.
Durali hocam da kalemi satın alınamayan karakterlerden birisidir, bilgedir, ışıktır ve yaşayan bir tarihtir aynı zamanda.
Doğduğu ülkeye, coğrafyaya ve insanlarına olan şükran ve minnet burcunu yazarak, hizmet ederek yapmaktadır. Kaç kişi emekli olduktan sonra da yılın 365 günü ülkesi, ili, doğduğu yer için çalışıyor, emekli olduğu için yan gelip yatan asalak tiplere karşın Hocam sembolik bir örnektir.
Bir aydın,Yazarı, Gazeteciyi, Bilim adamını, Araştırmacıyı, Sanatçıyı yaşarken ödüllendirmek geleneği ne yazık ki bizim ülkemizde yoktur. Yabancı ülkeler kendi sistemlerine aykırı yazılar yüzünden insanları bile ödüllendirirlerken bizlerde mahpushanelere tıkarak, vurararak yok ediyoruz. Durali Hocam da yaşarken değeri bilinmeli ve ödüllendirilmelidir.
HattaYozgatlı olan insanlarımız arasında ayrım yapmadan tüm aydınlar,sanatçılar,Bilim adamları.Hukukçular,fikir adamlarının tamakmı ödüllendirilsinler.Yaşarken binbir türlü acılar çektirdiğimiz, mahpuslara attığımız,sahip çıkmayıp horladığımız, ülke dışına sürgünler ettiğimiz insanlarımıza artık sahip çıkmalıyız.
Durali Hocam için yazdığmız ve yazacağımız yazıların hepside yetersiz kalır onu anlatmak için, dev eserler yapan ve bunu gelecek nesilleri bir miras gibi bırakan Hocamı anlama, ödüllendirme günüdür, hayatında bir kitap bile okumayanların günümüzde eleştirmen adı altında yazarları aşağılayan, hiçe sayanlara inat kendi değerlerimizi onurlandırmalıyız.
Yozgat İsimler Sözlüğü adlı yapıt, bir ansiklopedidir, şaheserdir. Bu eser Yozgat ve tüm insanının bir kültür elçisi olacak nitelik ve değerdedir.
Türkiye’de ve ülke dışında Yozgat’ı anlatacak bir rehber ve elçidir. Bin insanın yapamayacağını bu kitapla yapmamız mümkündür. Yozgat’ın imajı toplumsal olarak hiçte olumlu değildir. Bu ve benzeri kitaplarla olumsuz imajı kırabiliriz. Neden ilimiz ve insanları diğer bölgenin insanları gibi olumlu bir açıdan tanınmasın, bilinmesinler ki! Yozgat’ın Tarihi, Kültürü ve Doğası diğer illerden kalır bir yanı yoktur, özellikle arkeolojik yapısı bir çok uygarlığa beşiklik etmiş bir yapıdadır.
Sadece kitap yayınlayarak, kartpostallar, bröşürler, belgeseller, filmler hazırlayarak ilin, bölgenin veya bir ülkenin tanıtımı yapılamaz. Kültür, Sanat ve Edebiyat alanlarında önemli mesafeler katederek ileriye gitmeliyiz. Bu akademik bir çalışma olan kitap Yozgat’a eğitim için gelen tüm Bozok Üniversitesi öğrencilerine devletin yetkilileri tarafından alınarak dağıtılmalı ve iller arasında dostluk köprüleri kurulmalıdır. Her şeyden önce bu kitap İngilizce’ye çevrilip, yayınlanmalı ve Avrupa ve tüm elçiliklerimizin, ateşeliklerimizin olduğu ülkelerde dağıtılmalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu kitaba sponsor olmasını beklerdim ancak, beyin ölümleri gerçekleşmiş, fosil olarak ortada kuru kalabalık yapan siyasilerden hiçte umudum yok. Yozgat’ta Ramazan aylarında makarna, bulgur dağıtan ve reklam yapan kapitalist şovmenlerin böylesi bir kitaba sıcak bakmayacakları gün gibi ortadadır.
Bir kitabın hangi koşullarda basılıp, dağıtıldığını en iyi bilenlerdenim, geçtiğimiz yılda Yerköyle ilgili bir 711 sayfa kitap hazırladım ama parasızlık nedeniyle ancak 100 adet bastırıp dağıtabildim. İlçenin belediye başkanı olan zat bir yemeğe, çiçeği, ota çöpe milyonları harcarken bir kitabın bin adet basımını yaptırmamıştır. Yerköy’e bir daha kitap yapmayacağım sözünü tutmayan yalancı belediye başkanları iktidardan gidene kadar.
Yazmak ve düşünmek, üretmek,araştırmak bilgi, cesaret,kültür ister bunlarında hepsi Durali hocamda mevcuttur. Aile yaşamı, iş yaşamı, Edebiyat çalışmalarını birarada yürütmek kolay değil. İşte tüm bunları yapan Hocam bana göre hem cesur, hem de üretken, çalışkan birisidir. Üstelikte bir emeklinin yapması daha değerli ve önemlidir.
Hocam sadece kitap yayınlamıyor, dernekler kurup ilçesini, ilini tüm ülke genelinde tanıtmak için sosyal, kültürel faaliyetlerde bulunuyor. Yüzlerce yazarı, sanatçıyı, şairi biraraya getirmekte hiçte kolay değil elbette! Birçok kitabını Milli eğitimde çalışırken yapmıştır, bir çok konuyu derleyip, araştırıp kelime kelime biraraya getirip kocaman eserler ortaya koymuştur.
Okulda bir öğretmen, kamuda yönetici olarak nice genç fidanları eğitmiş, yetiştirmiş ve dev çınarlara dönüştürmüştür. Yüzlerce, binlerce öğrencisi olan Hocam adeta bir orduyu sahip komutan gibidir.
Bir eser verirken de hiçbir dini, mezhepsel, ayrım yapmamakta önemlidir. Cennet parçası Sorgun ilçesini ve köylerini araştırıp çalışma dosyaları oluşturmakta marifet ister. Kimseler hocamın yaptığı bu çalışmayı asla küçümsememeli, tersine taktir etmelidirler. Çünkü geleceğe bir meşaledir bu çalışma.
Kısaca Durali DOĞAN hocam, tarihe önemli bir mesaj vermiş ve imzasını koymuştur. Gelecekte Araştırmacılar, Yazarlar, Akademisyenler bu kitaptan bir güneş, ışık gibi yararlanacaklardır. Güneşin doğumunu ise kimseler engelleyemezler!
Yozgat ili, her türlü anti-sosyal ve Anti-kültürel öğeler içerse de tarihsel süreç içinde zoraki bir değişime uğrayacaktır, bu kaçınılmazdır.
Kitabında yüzlerce birbirini tanımayan insana yer veren Hocam, bu insanlar arasında bir diyaloğun da oluşmasına neden olmuştur. Birbirini tanımayan, bilmeyen, hatta sevmeyen tüm insanlar bir fotoğraf albümündeki gibi bir araya gelmişler ve ölümsüzleşmişlerdir. Bunu hocama burçludur herkes.
Bu kitap için hem Yozgat’ta, hem de Ankara’da bir kokteyl düzenlenmelidir. Kitabın tanıtımı basına ve medyaya yapılmalıdır. Politikacı avına çıkmış Yozgatlı dernekler, Federasyonlara iş düşmektedir.
Bu kadar değerli insanı olan Yozgat neden bir ÇALIŞTAY yapmasın ki. Bu çalıştayda tüm sorunlar, istekler ortaya konulmasın ve kitaplaştırılıp devletin ilgili bakanlıklarına sunulmasın? Ankaradaki, sözde Yozgatı temsil edenlere, derneklere seslenmek istiyorum: Bu tarihi fırsatı kaçırmayın ve bu kitaptaki yaşayan tüm değerleri ayrım yapmaksızın biraraya getirin.
Geçtiğimiz yıllarda sözde Yerköylüler adlı bir derneğin başkanı benim BİZİM YERKÖY kitabım için Ankara’da imza günü düzenleyecekti. Sözünü yedi ve etkinliği gerçekleştirmedi. Nedeni benim tanrı gibi taptığı bir Bakanın aleyhinde yazı yazmammış. Dün yazdım bugünde yazıyorum, yarında yazmaya devam edeceğim.
Yozgatlıyı,Yerköylüyü temsil etmeyen para, rant, mevki peşinde olan şerefini, namusunu satanlara karşı mücadelem dün olduğu gibi bugün de sürecektir. Birilerinin beş para etmez düşüncelerini ben kutsallaştıramam bunu benden kimseler beklemesin.
Mütevazi bir kimlik ve kişiliğe sahip olan Hocam sadece yerel bir Gazeteci, Yazar, Araştırmacı değildir. Ülkemizin her türlü sorunlarına karşı duyarlı olan, çözümler üreten, projeler yapan iyi bir düşünür, aydındır. Bu vesileyle Hocama Bozok Üniversitesi’nde görevler verilmelidir ki bilgi ve deneyimlerini genç insanlara aktarsın.
Bu ülkede yerel ve Ulusal kahramanlarımız hep perde arkasında kalmışlar ve bilinmemişlerdir, tanınmamışlardır, tanıtılmamışlardır. Bunlardan PAPA EFTİM ve ALİ GALİP GENÇOĞLU’da bu kitapta yerini almış ender, güzide insanlarımızdandır. Her ikisi de Milli Kurtuluş Savaşı’na önemli katkılarda bulunmuş kahramanlarımızdandır. Bu kitapta adları geçen 601 insanımız ölümsüzleşmişlerdir.
Durali DOĞAN Hocam bin bir emekle hazırladığı ve basımın yaptırdığı bu kitap paha biçilemeyecek bir eserdir. Hocam bu kitapla TARİHE NOT DÜŞMÜŞTÜR.YOZGAT OLARAK BİZ DE VARIZ EY UYGARLIK demiştir!
Ellerine, beynine, emeğine sağlık değerli hocam. Allah size sağlıklı, huzurlu uzun bir yaşam bahşetsin. Tüm kitapta yer alan, yaşayan ve vefat eden 601 insan adına size teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum.

Bu haber 570 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
HAYAT ÇOK PAHALI22 Haziran 2022

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN