Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

BÜYÜK HÜKÜMDAR VE ŞAİR KANUNİ

Durali Doğan

18 Ocak 2011, 15:36

Durali Doğan

BÜYÜK HÜKÜMDAR
VE ŞAİR KANUNİ
 
Kanunî Sultan Süleyman.
 Yavuz Sultan Selim’in oğlu. Trabzon’da doğdu (27 Nisan 1495)
 Muhibbi mahlasıyla şirler yazan büyük hükümdar, büyük şair.
 On beş yaşında sancak beyi olmuş.
 1520 yılında babasının tahtına oturmuş.
 46 yıllık saltanatının 10 yılı seferde geçmiş.
 Osmanlı Devleti’nin en büyük padişahı Kanunî Sultan Süleyman; 'Muhibbî' mahlâsıyla yazdığı şiirleri ile de 'muhteşem' bir şairdir.
 Zaferle, şiiri atın üzerindeki üzengi gibi denk tutan 'Muhteşem Süleyman'ın “Muhteşem Muhibbi” olduğunu kaç kişi biliyor?
 Babası Yavuz Sultan Selim gibi her tür şiirden anlardı. Alim ve şairlere büyük önem verir, onları himayesine alır, onlarla dost, arkadaş olurdu.
 
 MUHİBBİ DİVANI
 Kanunî Sultan Süleyman'ın 3000 civarında şiiri bulunmaktadır. Şiirleri “Muhibbi Divanı”nda toplanmıştır.
 Her ozanın, her şairin mutlaka bir kıta şiiri Türk insanının ezberindedir.
 Şair Muhibbi’nin de;

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

beytiyle başlayan gazelini atasözü gibi herkes bilir.
 Kanuni’nin oğulları da şairdi.
  Mustafa, Bâyezid, Selim, Cihangir şiirle uğraşan şehzadelerdi.
 3000 civarında şiire imzasını atan büyük padişah, oğlu Bayezid’i devletin bekası için öldürtmekten de çekinmemiş talihsiz bir baba idi.
 1566 yılında on üçüncü seferine  çıkan Kanuni, Zigetvar’da kalenin alındığını göremeden 7 Eylül 1566’da vefat etti.
 Savaşçı muhteşem Süleyman aynı zamanda içinde ince duygu ve düşünceler besliyordu.
 Yazdığı aşk, heyecan, tefekkür, kahramanlık şiirleri okuyanı mest eder.
 İşte dillerden düşmeyen, herkesin ezbere bildiği  o meşhur gazeli:

GİBİ
Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi

Ko bu ays u isreti çünkim fenâdur âkibet
Yâr-i baaki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagisinca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu sise-i çarh içre bir sâat gibi

Saltanat didükleri ancak cihân gavgaasidur
Olmaya baht u saâdet âlem-i vahdet gibi

Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fârig ol
Var midur vahdet makaami gûse-i uzlet gibi

 Kahramanlık terennümlerini dile getirdiği şiirlerinden birinde şöyle diyordu:

Allah Allah diyelüm sancak-ı şahı çekelüm
Yürüyüp bir yaneden Şark’a sipahi çekelüm

Muhibbi, küçük yaşta ölen oğlu Mehmed için Şehzade Camii’ni yaptırmış;

“Şehzadeler güzidesi Sultan mehmeddüm”

 dizesi ile de acısını dile getirmişti.

Katreden kemdür vücudum Mustafa amma aceb
Nazm idüp dürler döker tabun senin derya
gibi güzellikte şiirler yazan oğlu Şehzade Mustafa’yı on sene sonra o idam ettirmek zorunda kalmıştı.
 Kanuni’nin hayatta kalan iki oğlu Bayezid ile Selim arasında taht kavgaları ayrı bir talihsizliktir ve bu durum Kanuni’yi çok üzmüştür.
OĞLU BAYEZİD İLE
MANZUM MEKTUPLAŞMASI
 İran’a sığınan Bayezid ile babası arasında manzum metuplaşma edebiyatımızda ayrı bir yer tutar.
 Bayezid babasına yazdığı mektubun son kıtasında affedilmesini diler:

Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola
Bu meseldür söylenür kim kul günah itse nola
Bayezid’ün suçını bagışla kıyma bu kula
Bi- günahum Hak bilür devletlü sultanum baba
 Kanuni ise acılı bir baba şefkatiyle oğlu  Bayezid’e devletin bekası için öldürülmeden önce yazdığı manzum mektubunun sonunda şöyle diyordu:

Tutalum iki elün başdan başa kanda olsa
Çünki istiğfar idersün biz de afvetsek nola
Bayezidüm suçını bgışlaram gelsen yola
Bi-günahum deme bari tevbe kıl canum ogul

 O devirde saraya bir İslav kızı olarak giren Hürrem Sultan bile divan kültürü kazanmış ve seferdeki Kanuni’ye şiirler yazmıştı.

 CANA MUHİBBİ KIYMETİ
 Şu yalancı çark-ı felekte yaşayan insanlar olarak bazen kendi kendimize hayıflanır “kıymet bilinmezlikten” dem vururuz.
 Muhteşem Kanuni, şairler sultanı Muhibbi, o büyük hükümdar saltanatının yüceliğine rağmen kıymetinin bilinmediğini, ama öldükten sonra bilineceğini şu beyitle ne güzel ifade etmişti:

Cana Muhibbi kıymeti çünki bilinmedi
Bir gün ola ki biline giçdükdü ruzgar.

 KİBRÜ TEGAFÜL
 Fani dünya. Rüzgar gibi gelip geçen zaman.  O yüce insan 46 yıllık saltanatının sonunda herşeyin geçici olduğunu, kibir ve anlamamazlıktan gelmenin bir anlamı olmadığını, herkesin mezara gireceğini ve “son”u bir beytinde şöyle özetliyor:

Nedür bu aceb u bu kibr ü tegafül
Bilürken gireceksin sen zemine.
 Kanuni, şair Muhibbi; yorulmak bilmeyen azmini ve ince duygusunu en güzel şu beyitte ortaya koyar:
Mahbub taş baırlu olup şiddet eylese
Cevrin çeken Muhibb’e demirden yürek gerek.

 BELASI HOŞ GELİR
Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

Yâreme merhem durur çün zahm-ı dost
Cânıma tîr-i belâsı hoş gelir

Ey Muhibbî âleme şâh olmadan
Dilberin olmak gedâsı hoş gelir

 Diliyoruz ve ümit ediyoruz ki; şair padişah Muhibbi, Osmanlı Devleti’nin en büyük padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın bu muhteşem güzel ve güler yüzü de ekranlara yansır, aziz Türk milleti ve genç nesiller o yüce hükümdarı daha iyi tanır.
 Büyük sultanı rahmetle yad ediyoruz.

Bu haber 3324 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN