Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Şehit Resul Elhan'ın hayat hikayesi

Durali Doğan

10 Kasım 2010, 15:41

Durali Doğan


BİR BAYRAK Kİ
YERE GÖĞE ATILMAZ

 Bekir Efendi oğlu, Döndü Hanım'dan olma Resul Elhan; 26 yıl iki ay ve 17 gün ömür sürdüğü yalancı dünyadan haince arkadan atılan kahpe kurşunlarla şehadet şerbetini içerek ayrılıyordu. Şehit Resul, Kıbrıs'ta şehit olan Eymir'li Mustafa Duman'ın arkasından ah-
vah ile gözyaşı dökülürken, henüz iki yaşındaydı.
 Hiç bilebilir miydi ki bir gün şehit olarak köyüne dönecek, akraba ve akranının omuzlarında ebedi yolculuğuna uğurlanacaktı. Hem de al bayrağa bürünmüş olarak. 22 yıl önce Mustafa Duman'ın niçin şehit olduğunu bilmeyen Resul, şimdi omuzlarda giderken onu da seyreden aklı yetmeyen çocuklar kim bilir bir gün yine vatanımızın birlik ve dirliği için bu cephede çarpışıp köylerine omuzlar üstünde gelebilirler. Şehit Resul gibi. Mustafa  bayrağı  Resul'e,Resul de kimbilir kime   devredecek?Şanlı bir koşu,şerefli bir bayrak yarışı.

OKULUN BAYRAĞI RESUL'ü SELAMLIYORDU
  Resul'ün şanlı Hilal'e sarı-tabutu  eller  üzerinde, mahşeri   kalabalığın omuzlarında evine veda edip, köyün  ortasındaki camiye doğru yola çıktığında   büyük  bir çığlık koptu. Feryatlar arşa yükseliyordu. Ama çocuklar  yine   olanlardan |habersizdi. Onların bu kalabalığı, bu tekbir seslerini yorumlamaları için çok erken ve daha büyümeleri gerekiyordu.
Beş yıl okuduğu ilkokulun önünden geçerken öğrenciler sıra sıra olmuşlar son görevlerini yerine getiriyorlardı. Okulun bayrağı bile selam durmuş, gönderinde aziz şehidimizi selamlıyordu. Törene şehidin biyografisi okunarak başlandı.

TAKDİRİNİ ALLAH VERMİŞTİ
  3 Mayıs 1972 yılında doğan Resul. ilkokulu köyde. ortaöğrenimini Sorgun Lisesi'nde tamamladı. Çalışkan ve sevilen bir öğrenciydi. Babasının elime uzattığı bir teşekkür belgesine bakıyorum. 1986-87 öğretim yılında teşekkür almış ve karnesinde en yüksek notu (10) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden. Liseden sonra 4. Dönem Emirdağ Uzman Jandarma Okulu Eğitim ve Öğretimini başarı ile tamamlamış, ilk görev yeri Ordu-Fatsa. 24 Şubat 1992 tarihinde Komando Kursu'nu ve 65.Dönem Jan. Ast.Sınıfı Okulu Eğitim ve Öğretimini başarı ile bitirdikten sonra, Erzurum- Karaçoban'da görev yaptı. Ayrıca Zırhlı araç eğitimi gördü. Sonra Siirt'e görevlenedirildi. Son görev yeri Tunceli-Nazimiye Şehit Mehmet Karakolu idi.

SON SÖZÜ
LEİLAHEİLLALLAH OLDU.
 Resul nasıl şehit olmuştu? Bunu en yakınında bulunan Astsubay Abdullah Şahin şöyle anlatmış şehidin babasına:
 -"Görevi, zırhlı araçla yol emniyeti sağlamaktı. Resul 3. Mknz. 4. Tim Komutanı idi. Araçla Pülümür ilçesine giderken Uzun tarla mevkiinde araba dik meyli çıkamıyor. Resul arabadan iniyor.Tam o sırada teröristler ateş ediyorlar. Resul ve arkadaşları ateşin geldiği yöne yönelince bu sefer arkadan ateş ediyorlar, askeri deyişle (V)pusuya düşüyorlar. İlk kurşunu ayağından yemiş. Diğer kurşunlar da kahpece tam arkadan isabet etmiş. Ben Resul'ü tutup, kucağıma doğru çektim. O sırada bir er de yaralandı. Resul çok ağır yaralıydı. Kucağımda son sözü Leilaheillallah oldu.Ve şehit düştü! Saatler tam dokuzu yirmi geçiyordu. 21 Temmuz 1996... Bir hilal uğruna Resul güneşi böyle battı kucağımda..."

YEDİ KARDEŞİN EN KÜÇÜĞÜYDÜ
 Metin olmaya gayret eden babası Bekir Amca Resul'ü şöyle anlatıyor:
 -"Küçüklüğü çok sevimliydi. Atılgan ve cesurdu. Gözünü daldan budaktan esirgemezdi. Fatma. Hasibe, Mevlide,Süleyman, Ali, Hatice ve İbrahim'in en küçüğüydü. Askerlik ruhuna işlemişti. İsteyerek seçti bu mesleği.Tim Komutanı olmayı çok arzu ediyordu. Dileği de kabul oldu. İzine geldiğinde mutlaka izin dolmadan iki gün önce görevine dönerdi. Her işi başarıyla yapardı. Jandarma Genel Komutanlığı 27 Ocak 1995 tarihinde takdirname ile ödüllendirdi. Ama sevgili şehidime en mübarek takdirname Allah tarafından verildi: ŞEHİTLİK BERAATI..."

DÜĞÜN HAZIRLIĞI TAMAMDI.
 Beş ay önce Sorgun Merkezinde oturan Ceylan Şahin'in kızı Zuhal ile nışanlandı. Nişandan bir ay sonra resmi kayıt işlemleri de tamamlandı. A'dan Z'ye bütün çeyiz eşyası ve düğün ihtiyaçları alınmıştı. Hatta Site Mobilya'dan mobilya almış. Sahibi Salih Koçak'ın anlattığına göre;eşyayı arabaya kendisi yüklemiş. Çok heyecanlı ve sevinçliymiş perde alışverişini de Özkanlar Perde'den Mehmet Özkan'dan almış. 15 gün sonra da düğünü vardı. Kısmet olmadı... Kahpe bir pusuya düşünce düğün bayrağını iki hafta önce arkadaşları açtılar. Ama düğün evi olan baba evine değil tabutunun üstüne. Yine düğün günü pazardı Resul'ün!..

BİR GÜN ÖNCE VEDA ETTİ.
 Bir gün önce akşam saat 20.00'de eve telefon etmiş. Anası,babası ve ablalarıyla konuşmuş, şaka-laşmış. Ablaları hay hayda yorgan, döşek ve eksiklerini tamamlıyorlarmış. "Çabuk hazırlayın, Burdur'a tayinim çıktı, düğünü yapıp eşyalarımı önce gönderip,sonra ben hanımımı alıp elimizi kolumuzu sallayarak Burdur'a gideriz" demiş. Herkesten helallik dilemiş.Babasına "Sen hastasın baba kendine iyi bak" diye tembihte bulun-
muş. Bu konuşmadan 13 saat,yirmi dakika sonra vurulacağını nasıl bilebilirdi. Ama annesine iki gün önce malum olmuştu.

 RESUL'DE VURULDU
 Ferhat Değerli'nin annesi gibi, Resul'ün de annesi Döndü teyze oğlunun iki gün önce rüyasını görmüş. Yüreğine taş basarak anlatmağa başlıyor:
 -"Vurulmadan iki gün önce gördüm. Aşağı evde bir kalabalık,iğne atsan yere düşmez. Tanıdık adamlar bağrışıyorlar: "Vuruldul Resul'de vuruldu!..."diyorlar. Ben gerisini hatırlamıyorum.Sabah kalkınca babasına anlattım. Bana "Niye böyle rüyalar anlatıyorsun"diye kızdı. Yavrumun şehit olacağını bana göstermişler. Aslı çıktı.

RESULÜN FOTOĞRAFINI
 KİM ÇEKMİŞTİ
 Ağabeyi Ali, hemen sohbetimize karışıyor."Durali Bey.bir önemli hatırasını anlatacağım,bunu da yazın.Resul kendisi anlatmıştı."diyor.  "Tabii anlatın, aynen yazacağım"diyorum ve anlattıkları çok ilginç geliyor bana. Ali diyor ki:
RESULÜN FOTOĞRAFINI
 KİM ÇEKMİŞTİ
 Ağabeyi Ali, hemen sohbetimize karışıyor."Durali Bey.bir önemli hatırasını anlatacağım,bunu da yazın.Resul kendisi anlatmıştı."diyor.  "Tabii anlatın, aynen yazacağım"diyorum ve anlattıkları çok ilginç geliyor bana. Ali diyor ki:
        -"Resul,iki PKK'lı teröristin cesedini zırhlı aracın Betere'nin arkasına bağlıyor.Tunceli'nin içinde gezdiriyor. O gün de tam 35 askerimiz şehit olmuş. Bunun acısıyla gezdirirken halktan kim olduğunu bilmediği iki kişi çok yakından fotoğrafını çekmişler. O kişilere bir daha hiç rastlamamış. "O kişileri çok düşündüm" derdi.
ALLAH'IN EMRİNİ BİLENLERDENSİNİZ
 Şehit haberi,vurulduğu andan bir saat on dakika sonra köyüne ulaşıyor. Karalı haber bu ya tez duyuluyor. Sorgun Jandarma Bölük Komutanı haberi önce ağAbeyi Ali Elhan'a söylemiş. Babası da tarladaymış. Eve geldiğinde görmüş kalabalığı. İçine bir ateş düşmüş. Bekir Amca o anı şöyle naklediyor:
 - "Kalabalık pel pel gözüme bakıyordu. Necati Hoca sakince kara haberi söyledi: "Bekir Amca siz Allah'ın emrini bilenlerdensiniz. Resul bugün saat 9.20'de şehit olmuş."Hayır, olamaz" dedim. Daha akşam konuştum bizimle şakalaştı" dedim, ne yazık ki gerçekmiş, Resul'üm mertebelerin en yükseğine, şehit mertebesine kavuşmuştu. Ama bizim yüreğimizi cayır cayır yakarak. düğününü yapıp Haktealası'na bizden önce kavuşmuştu. Allah mekanın cennet etsin. Ben ondan memnundum. Allah'ta memnun olsun. Vatan sağ olsun".

YEMEK PISMIS,KASIK DİKİLMİŞTİ
 Bekir Amca,yüreğini ortaya koyuyor,duygu ve düşüncelerini birbir sıralıyor:
 -"Düğün için çırpınıyorduk. Bir genç yari vardı. Birinci acıya katlandık. Ya ikincisi? Bir akraba bulmuştum ki cihana değişmezdim. Dünürüm Ceylan Şahin'i bir dünür değil, bir kardeş biliyordum. İş böyle olunca, alımız, şalımız ortada kaldı. Gelinkızıma, o kaderi karalı kızıma ne aldımsa hepsini iade ettiler. Benim hiç birinde gözüm yok. Zuhal'e ne gönlünden geçiyorsa kalsın dedim. 0 da bana dedi ki:
 -"Baba,ben her şeyini veriyorum.Yalnız oğluyun, şehit yarimin hatırası olarak bir yüksüğünü saklamak istiyorum"dedi. İşte o zaman anladım ki böyle anaların adı ile kaim olmuş Anadolu."
 ZUHAL IYLIM IYLIM AĞLIYORDU.
 Bekir Amca bunları anlatırken ben Resul'ün defin törenini hatırladım.Fotoğraf makinemle o günü kare kare tespit ettim. Herkes ağlıyordu. Ama ağlayan biri daha vardı ki o beni çok etkiledi.Yüksek sesle ağlayamıyordu. Diyeşette söyleyemiyordu. Ama bir ağlıyordu ki,rahmet yüklü bulutun ağır ağır.çise çişe yağmur boşalttığı gibi kavrulmuş topraklara.... İşte öyle bir ağıt...
O gün kavrulan topraklar Resul'ün nışanlısı. yari Zuhal Kız'ın lylım ıylım, çise çise gözlerinden boşalan ırmakla doydu, doydu... Anadolu toprağı o gün, nem aldı, gam aldı ve bir sevgiliyle uğurlanan şehit can aldı. Zühal'in bohçası açılmadı, sandığı kitli kaldı. Gelinliğini, şehidinin üstüne örttü. Ve mezarlıktan yaralı bir ceylan misali ayrılırken, şehidin son dileğini mırıldanıyordu:
Sevgili yaranım göz yaşı döksün
Üstüme kırmızı karanfil elesin
Başucuma ulu bir çınar diksin
Dostlar gölgesinde ansınlar bizi
Hayat devam ediyor. Bu notları daktilo ederken 10 askerimizin şehit haberiyle irkiliyorum.  Ardından Kıbrıs'tan bir şehit haberi. Hain pusu Kıbrıs'ta Allahverdi Kılıç adlı bir askerimizi de şehit ediyor. Bir an duruyorum. Yazamıyorum. Ama yazmak mecburiye tindeyim. Yutkunarak şu son cümleyi tamamlayıp yazmaya ara veriyorum:
Allahverdi, Allah aldı .Emanetleri en kutlu emanetimizdir. Allah rahmet ve mağfiret eylesin.

HATIRA DEFTERİNDEN NOTLAR
 "Meslek yaşantım boyunca yaşadıklarım. hatıralarım ve düşüncelerim gizlidir. Lütfen okumayınız "diye not düştüğü hatıra defterini karıştırıyorum. Mahrem notları da var. Onları yazmıyorum. İlginç düşüncelerini ve hatıralarını günü gününe yazmış. Defter bir askerin günlüğü. Defterin en başındaki notu şu:
 -Neydim, ne oldum, ne olacağım. Evet bütün sorun burda. Yaşam bir yarış gibidir. Yarışı kazanmak için yaşamak. yaşamak için kazanmak gerekir... Bu dönemde beni en çok üzen olay amcamın kızı Aysun'un vefat etmesidir. Gerçektende kendisini bir bacı gibi seviyordum. Ama hala öldüğüne inanmıyorum. Ne zaman televizyona Nalan çıksa, Aysun'u hatırlıyorum... Beni üzen diğer bir olay da babamın rahatsız olmasıydı.
 05.02.1995. Yine sabah oldu ve bu sefer de Tunceli iline gittik. Oradan konvoy getirdik ve götürdük. Orucumu yolda ayva yiyerek açtım.
 -07.02.1995. Sabah Tunceli'de komşu ilçede çatışma oldu ve halen devam ediyor. 7 şehidimiz ve 35 civarında kellemiz var. Şehit olanlara Allah rahmet eylesin. Biz de bir gün gideceğiz, ama yarın, ama başka bir gün. Gerçi biz bu mesleğe başlarken ölmüşüz hiç korkmuyorum...
 -Bu yazıyı yine Uzuntarla denilen mevkide bir tepenin üstünde tıkama görevinde iken yazıyorum...
 Hatıra defterinde duygularını da dile getirdiği şiirleri var.Sevgili şehidimizi rahmetle anıyor.defterinden seçtiğim bir şiiriyle yazıma nokta koyuyorum.

 SENİ SEVİYORUM
Sen solmayan bir çiçeksin
Elimden kurtulup benden uzaklarda kalan
Nasıl sıcaksa aşkın kalbimde
İçimde sonsuz sevgi var inan
Senden uzak kaldığım zaman
Etrafımda yalnızlık hissediyorum
Ve seni düşündüğüm an
İçimde yalnız sen varsın diyorum
Yalnız seni sevip, seni düşünüyorum
Tatlı bakışların hayaliyle
Rüyalarımda hep seni görüyorum
Umutla beklediğim zaman
Mutlu hayaller kuruyorum
Seninle sevgilim
Resul Elhan
Son Bir Not:
 -Şehidin Babası Bekir Amca bu acıya dayanamadı 12 Şubat 2000 tarihinde vefat etti.
 -Şehidin annesi oğlu Süleyman Elhan’ın yanında kalıyor.
 - Nişanlısı Zuhal evlendi.
 - Şehidimizin uzun hayat hikayesi Sorgun Belediyesinde görev yapan kardeşi Süleyman Elhan tarafından kaleme alındı. Yakında kitap olarak yayınlanacak.
 -Şehidimize, babası Bekir amcayı ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. D.D.
 Ruhları şad olsun.

Bu haber 3184 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN