Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Kardelen Çiçekleri

Rıfat Çakır

15 Eylül 2010, 18:07

Rıfat Çakır

Bugün içinde bulunduğumuz kış aylarının Sarıkamış'ta hatırlattığı beyaz hüzünden dolayı, minik yüreğiyle bizler kadar kahrolan Kaan Çiner adlı dünya tatlısı bir çocuğun hislerinden bahsetmek istiyorum.

            Mesai arkadaşlarımdan birisi olan Nilay Hanım kaliteli, dürüst, milli ve manevi değerlerine bağlı, Türklük onurunu keyifle taşıyan, oldukça eğitimli ve donanımlı bir insandır. Elbetteki çocukları da aynı karekter ve erdemle yetişmektedir. Sık sık yanımıza gelen İlköğretim 2’inci sınıf öğrencisi olan oğlu Kaan, Türk Milletinin yüceliğini Atatürk’ten öğrenmiş başarılı ve heyecanlı bir çocuk.

            Bazı boş saatlerimizde Çanakkale’den, Sarıkamış’tan, Navarin’den, İnebahtı’dan, Kosova’dan, Yemen’den vs. tarihi savaşlarımızla; Orta Asyadan Anadoluya uzanan çileli yolculuklarımızdan, düşmanlarımızın bizler üzerindeki yok etme amaçlı sinsi ve asalak zihniyetlerinden bahsederken, milletimizin her şarta rağmen tarih boyunca mazlum milletler üzerindeki adaletli ve faziletli yönetimleriyle de övünürüz.

           Yalnız, okuduğum tarihin bana yansıyan yönlerini ne kadar yumuşatmaya çalışsamda bir türlü sevemeyip, kabullenemediğim Enver Paşa, her maceraperestliğin ve her kahroluşun altından çıkıyor. Elbetteki onun da vatan sevgisindeki duygu ve heyecanı tartışılmaz ama; aklın ve mesleki zekanın da kuralları ve sınırları vardır. Coğrafya, felsefe, mantık, ekonomi, diplomasi, matematik ve sosyal bilimler bir komutanın sahip olması gereken temel unsurlardır. Yapılacak her türlü atılımın fizibilitesi ve etüdü bu birikimler sayesinde yapılmalıdır. Yine bu maceraperest komutanımız arkasındaki padişah desteği ile oluşturduğu liyakatsiz ekibiyle binlerce çiçeğin solmasına, koca çınarın vaktinden önce devrilmesine neden olmuştur. Kendisini eğiten komutanlarını tehditkar eleştirileri, hırsının ve liyakatsizliğinin sembolü olmuş

            ““Beni Napolyon Bonapart’a benzetmislerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.” sözü ise hırsı ve şimarıklığını yansıttığından, onu gönlümde tamamen antipatikleştirmektedir.

            Büyük Hun İmparatorluğunun bulunduğu uzak Asyadan Avrupa içlerine kadar hastası, yaşlısı, donanımı, ekipmanı, kışı, yazı, dağı, tepesi, düşmanı, hastalığı saymakla bitmez binbir türlü bilinmeyeni ile mücadele ederek sayısız badireler atlatarak başarılar kazanmış Attila’nın, Teoman’ın, Mete Han’ın, Ertuğrul Gazi’nin, Çağrı Bey’in soyundan gelen bir asker böyle bir yanlışlığa nasıl düşer aklım almıyor.

Bu konularda yoğunlaşan sohbetlerimiz sürerken, bizi merakla dinleyen Kaan bana…

            Rıfat Amca.. Kardelen Çiçekleri nasıl hiç gördünmü? diye sordu. Naçizane kardelen çiçeklerini tarif ettim. Baharı müjdeleyen, beyaz ve umut dolu görüntüsüyle doğacak mutlulukların habercisi olduğunu, güzel ve sıcak günlerin yakın, diğer çiçeklerin ve yeşil dokunun etrafı saracağını ilk haber veren çiçektir kardelen çiçeği dedim. Karlar eriyi erimez ilk ortaya onların çıkacağını söyledim.

-Peki Rıfat Amca Kardelen Çiçekleri en çok Sarıkamış denen yerde mi çıkar.

             İçimiz burkulmuştu. Allahım ne kadar güzel ve duygu dolu bir benzetmeydi. Doksanbin vatan evladı 1914’ün kış aylarında Allahuekber ve Soğanlı Dağlarında donmuş, üstünü kaplayan yürekleri rengindeki karlar, bahar aylarıyla birlikte eriyince kardelen çiçekleri gibi ortaya çıkmışlardı. Türk Milletinin ruhundaki beyazlık ve güzelliği yansıtırcasına…

            Ve Onlara tüm dünya dememişmiydi ki, Allahım bu nasıl vatan sevgisi?…. Vatan sevgisi hiç candan kıymetli olur mu? Gurur ve onur hiç bu kadar yüce olur mu diye şaşırmamışlarmıydı?... Kahramanlık destanlarımızla dünyaya sembol olup, kuzularımızı kınalayarak önce vatan dememişmiydik biz?...

            İşte Anadolunun her yeri… Antep, Maraş, Çanakkale, İzmir, Sakarya, Kafkaslar, Balkanlar, binlerce çeşit rengarenk çiçeklerle dolu değil mi?... Leylaklar, manolyalar, mimozalar, açelyalar, gelincikler, nilüferler, orkideler, begonyalar.. Mehmetler, Çağrılar, Tunaylar, Kaanlar…vs.vs….

           Belki de Anadolumuz bu yüzden bu kadar kutsal, belki de bu yüzden bu kadar cennet. Altında yatan Mehmetlerin asil kanlarıyla sulanmış, huzur kokan toprakları bu yüzden bu kadar vazgeçilmez… Bu toprakların evlatları onurlu olmak ve hür yaşamak sevdasına hiçbir güçten aman dilememiş, hiçbir milletin zenginliğine göz dikmeden, sömürmeden barış ve kardeşlik içerisinde yaşamıştır.

          Bugün içinde bulunduğumuz çağda, dünya siyasetine yön veren zengin ve güçlü milletler, mazlum halkların ahını alarak çıkmamışlarmı o yüksekliğe. Tüm nefretleri üzerlerine çekerek, küçülerek….

          Meşhur bir filozofa… “Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?” diye sorulduğunda: “Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan”, demiş.

          Türk milleti var oldu olalı yanında yakınında konuşlanmış güçsüz milletlerin hiçbir zaman korkulu rüyası olmamış, sömürmemiş, küçülmemiş, adeta varlığıyla dünyaya güven vermiştir.

          Türk Milleti bu asil ve faziletli tutumuyla gök kubbe delinmedikçe, yer küre yarılmadıkça ilelebet payidar kalacak, dürüstlük ve onurun sembolü olarak yaşayacaktır.

          Tüm şehitlerimize sonsuz rahmet ve şükran dileklerimle saygılar sunarım.

Bu haber 1842 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN