Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Ali Ulvi Kurucu

Durali Doğan

23 Mayıs 2012, 15:39

Durali Doğan

            Sevgili Ercan Şahin’in “İlçemizin kültür hayatına hizmetleri bulunan değerli hocam Durali Doğan beye” diye yazarak hediye ettiği “Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları” adlı 3 ciltlik eser son günlerde okuduğum en güzel kitaplardan oldu. Bu muhtevalı her cildi 390 sayfa civarında olan kitapların çok büyük tesirinde kaldım. Hatıra kitapları bir devre ışık tutması bakımından çok büyük önem taşır. 
             Cumhuriyetin kuruluş yılları ve yakın tarihimize ışık tutan bu kitapları bana hediye ederek okumama vesile olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir sevgili Ercan Şahin’e teşekkür ediyorum.
 M. Ertuğrul Düzdağ tarafından üstadla yaptığı 75 saatlik konuşmanın kayda geçirildiği eserde 1930’lu yılların Türkiyesi’ne ayna tutulmuş.
             Okuduktan sonra hayata bakış açımı değiştiren bu eşsiz eserle ilgili hülasa bilgileri ve düşüncelerimi sizlerle birkaç bölümde paylaşmak istiyorum:
             Elli altı senesini Medine-i Münüvvere’de geçiren Üstad Ali Ulvi Kurucu kim!
             Büyük alim Hacı Veyis Efendi’nin torunu, İbrahim Efendi’nin oğlu. 1922’de Konya’da doğmuş. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra Arapça öğrenmiş. Hâfızlığını tamamladıktan sonra 1938 yılında ailesi ile birlikte Medine’ye göç etmiş.
 Yüksek öğrenimini Kahire el-Ezher Üniversitesinde tamamlamış. Medine’de Sultan Mahmud’un yaptırdığı Mahmudiye Kütüphanesinde, bir süre sonra da Şeyhülislam Arif Hikmet Kütüphanesinde çalışmış 1985’te emekli olmuş.
             Özellikle emekli olduktan sonra Medine’ye dünyanın her tarafından gelen ilim adamlarını ağırlarmış.
              Üstad Ali Ulvi Kurucu, yetişen imanlı nesli gördükçe kendini, “Sizler benim gerçekleşen rüyalarım, kabul olunan dualarımsınız” dermiş.
             Medine-i Münevvere’de 60 yılını Peygamber Efendimizin yanı başında geçiren Peygamber aşığı Ali Ulvî, âlim, fâzıl, edip ve şair kişiliği ile bilinir.
              Aruz ölçüsüyle şiirler yazdı. Ayrıca nesir sahasında da çeşitli eserler verdi. Şiirleri Gümüş Tül ve Alevler olarak, makàle ve röportajları da Gecelerin Gündüzü adıyla yayınladı.
 Şair ve gönül adamı Ali Ulvî Kurucu, 3  Şubat 2002 tarihinde Medine’de vefat etti ve Cennetü’l-Bakî mezarlığında defnedildi.
             “İslâm çirkini güzel yapar, güzeli daha da güzelleştirir.” sözünü dilinden düşürmeyen Ali Ulvi Kurucu; İslâmı güzellikle anlayan ve güzellikle anlatan bir ortamda dünyaya gelmiş ve sözün, sesin, süsün ve yazının güzelliklerine dalmış bir alim kişiydi.
 İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u kendisine model seçmişti. Âkif’in imanı ve Âkif’in beyanıyla şiirler yazdı. 
             Kahire’ye gelişinin ilk günü “Orta boylu, dolgunca, sakalında beyaz teller sayılacak kadar az, sanki sima-yı Peyfamberiyi andıran, erkek güzeli, beyaz tenli, pembe yanaklı güzel bir yüz” diye tarif ettiği Yozgatlı Müderris İhsan Efendi ile tanışmış.
             İhsan Efendi’yi yakınen tanıyan ve onu en iyi anlatan kişilerdendir. Kitabın birinci cildinin sonunda yaklaşık olarak 60 sayfasını İhsan Efendi’ye ayırmış. 
             Cumhuriyetin kuruluş yılları ve yakın tarihimize ışık tutan “Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları” adlı 3 ciltlik eser hayata bakış açımı değiştirdi demiştim dünkü yazımda.
              Bu eşsiz eserden ilginç hatıraları sizlerle paylaş maya devam edeceğim.
             “Ben Resul-i Kibriyâ nın bülbül-i nâlânıyım,”
“Mücrimim gerçi, cemal-i Mustafâ hayranıyım.”
deyişiyle insanlar artık Ali Ulvi Kurucu’yu “Peygamber komşusu” olarak tanıyorlardı. Onu okuyup dinledikçe Peygamberin kokusunu aldılar; onunla Peygamberlerine selâmlar gönderdiler. 
             Ali Ulvi Kurucu; muayyen ibadetleri ibadet bilenlere kızardı. Ve şöyle derdi: “Hayat baştan başa ibadettir. Hayatımızın her anı Allah’a kullukla geçecek. Başkalarının kulu, nefislerinin kulu, paralarının kulu değil, şanların şöhretlerin fani saltanatların kulu değil, Allah’ın kulu olacaklar.”
             O meşhur siyaset literatürüne girmiş olan İnönü’nün “Allah’a ısmarladık dedimya” sözünün Konya’da yaşandığına dair kaynağı üstadın hatıratıdır.
              Üstad kitabında bu olayı şöyle anlatmış.
             Tek parti CHP iktidarı. O zaman her ilin valisi aynı zamanda CHP il başkanı imiş. İnönü Konya’ya gelmiş meydanda konuşma yapacaktır. CHP il başkanı Fevzi bey :
             -Paşam Konya’da uzun konuşmaya lüzum yok. Konyalıyı bir kelime ile kazanabiliriz. Paşam, Konyalıya Allah deyin yeter, demiş.
             Ertesi gün paşa konuşmasını yapmış, Fevzi Çelik akşam olunca Paşaya;
             -Efendim, Allah demediniz, deyince İnönü’den şu cevabı almış:
             -Allah’a ısmarladık, dedim ya Fevzi bey..
             Üstad tarihimize çok düşkündü. Birgün İstanbul’da Fatih türbesini ziyarete gittiğinde türbenin kilitli olduğunu görmüş şöyle isyan etmişti:
             -Yahu, zincir suçlulara, canilere vurulur. Acaba Fatih’in suçu nedir! İstanbul gibi bir beldeyi alıp çocuklarına hediye etmek midir? Acaba böyle bir felaket hangi milletin başına gelmiştir! 
             Bu olayı Yozgatlı İhsan Efendi’ye anlatınca İhsan Efendi şöyle demiş:
             -Müslüman Türk’ün gülecek günü yok. Elalem tarihlerine, efsaneler uydurur, dedelerini büyüklerini, kumandanlarını büyütmeye çalışırken, biz Fatih’in türbesine zincir vurduruyoruz. 
             Bu sözler üzerine Ali Ulvi hoca yüksek sesle şöyle diyordu:
             -Fatih Türk değil, Osman Türk değil, Yıldırım Türk değil, Murad Türk değil, Sultan Yavuzlar, Kanuniler, Abdulhamidler Türk değil... Kimler Türk yahu!”
             Üstadın hatıratından daha çok yazacak var ama sütunlarımız buna yetmez. Yozgatlı İhsan Efendi ile olan dostluğunu ayrı bir yazımda sizlerle paylaşacağım.
             Bir ömür boyu Peygamber dostlarıyla muhabbet alıp veren Ali Ulvi Kurucu bu dünyadan göçerken de “Peygamberin İzinde” bir eser daha bıraktı bu dünyada.
            Ve son duası şöyle oldu:
            “Siz benim kabul olan dualarımsınız.”
            Âhir ömründe sayısız gençler onun elini öpme şerefine kavuştu. “Ben Allah’tan böyle bir nesil istemiştim,” diyordu elini öpenlere.
             Rahmetle yad ediyoruz.
              Ruhu şad olsun.      

Bu haber 2153 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN