Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Mücahidin Karanlık Dünyası

Durali Doğan

01 Kasım 2011, 07:46

Durali Doğan

          HAYATTAKİ BÜTÜN 
          BAĞLARIM KOPMUŞTU.

           Kıbrıs Mücahidi Kamil Şimşek yazdığı küçük kitapçıkta Karanlık Dünyasını, 1974’te Rum katliamını satır satır, yaşadığı o kara kapkaranlık esir kampını şöyle anlatıyordu:
           “Limasol esir kampı adeta bir işkence yuvası idi. Rumların bize yapmadıkları işkence kalmıyordu, babayı oğula, oğulu babaya dövdürtüyorlar, 50 kadar kişinin ağzını açtırıp birbirlerinin ağızlarına tükürtüyorlar ve buna benzer insanlık dışı hareketlere tevessül ediyorlardı. Bu durum, dayanılacak gibi değildi. Bazı arkadaşlar ölümü göze alarak kamptan kaçmış ve durum ölümle sonuçlanmıştı.
           Bir gün sabah kahvaltısında iki arkadaş konuşurken ağızlarından ATLILAR ismini duyunca, hemen "ne oldu Atlılara?" diye sordumsa da kesin bir cevap alamadım. Geceyi, kendi kendime sorular sorarak geçirmiştim. Bir an gözüm almış olmalı ki, günlük düşüncelerimin etkisi altında bir rüya gördüm: Tüm köylü traktör'e bağlı olan bir kamyon kasasına binmişti.
          AĞLAYARAK UYANDIM
           Rüyamda ağlayarak uyanmıştım. Gördüğüm bu rüyayı arkadaşlara anlattığım zaman, içlerinden biri, bunların tabut ve mezar olduğunu söylemişti. Bu sözler ve yorumlarda beni son derece tedirgin etmiş artık, huzursuzluğum adeta sonsuzlaşmıştı.
 Kampta geçen günlerimiz esnasında diğer arkadaşların yaptıkları gibi, ben de oğluma götürmek için zeytin çekirdeğinden yapmış olduğum teşbihi, yavrumun esir olduğum gün cebime koyduğu Kur'an kutusunun içine, nazar boncuğunu da ekleyerek koymuştum.
Sırası gelen arkadaşlar, Kızılhaç refakatinde arabalara binerek Lefkoşa'ya gidiyorlardı. Sıra bizim partiye de gelmiş ve Lefkoşa'ya gitmiştik.
           Lefkoşa, o gün adeta bir mahşeri andırıyordu. Ağlayanlar, inleyenler, bayılanlar sitenin önünü doldurmuştu.
           İçimde bir sevinç vardı. Bir an önce bir taksiye atlayıp köye uçarcasına gitmek istiyordum.
           Sitede muamelemiz tamamlandıktan sonra dışarıya çıktığımda, köylüm olan bir arkadaşla karşılaşmıştım. Bu arkadaş beni görünce üzerime sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
 Bu ağlamasına önce heyecandan olduğu düşüncesiyle önem vermemiştim. Fakat onun suskunluğu karşısında, hele bana köyden ve çocuklardan söz etmesini istediğim zaman ses vermemesi karşısında büyük bir heyecana kapılıp onu sallamaya başlamıştım ki, o da artık dayanamayarak acı gerçeği bana hıçkırıklar arasında söylüyordu. "Hiçbir şey kalmadı. Hiç bir şey...Hepsini de öldürdüler..."
           DÜNÜ UNUTMA
           Kulaklarım uğulduyor, kafam çatlayacakmış gibi zonkluyordu. Evet demek herşey bitmişti, kahpe gavur demek bunu da yapmıştı bize.
           Deli gibi olmuştum. Ne yapacağımı, nereye gideceğimi şaşırmıştım. O anda hayatta bütün bağlarımın koptuğunu adeta hissetmiştim.
Eşim yok, çocuklarım yok, yuvam yok ve ben hayatta bu yokluk içinde bundan sonra nasıl yaşayabileceğimi kestiremiyordum.
 Ayaklarım beni Lefkoşa'daki teyzemin evine kadar adeta sürüklemişti. Onlarda perişan bir haldeydi. Bana köye bir süre olsun gitmememi salık veriyorlardı.
           Bu arada esirlikten kurtulduğumu duyan kardeşim Lefkoşa'ya gelip beni almış ve
           Magosa'ya götürmüştü. Birkaç gün orada kalmıştım.
Artık Magosa'da da daha fazla kalamayacağımı anlamıştım. Sık sık rüyamda çocuklarımı görüyordum.   Beni çağırıyorlardı.
           Magosa 'ya gidişimin üçüncü veya dördüncü günü idi ki, taksiye atlayarak köyün yolunu
tutmuştum.
           Köyü terk ederken arkada bıraktıklarım, canımdan çok sevdiklerim artık toprağın kara bağrında sıra sıra değil üst üste, kucak kucağa yatıyorlardı. Allahsızların ve vicdansızların kurbanı olmuştu onlar. Masumiyetleri de onları gavurun kadrinden kurtaramamıştı.
 Ben ise şimdi yalnız, onlarsız karanlık dünyamın içinde onlarla yaşıyorum ve ömrüm oldukça da yaşayacağım. Ve yaşadıkça da Rumların bu güzel Kıbrıs'ta bana ve benim gibilere yaptıklarını hiç unutmayacağım.
          Hey arkadaş dur...
          Arslan kan'ı taşır mısın?
          Eğer taşıyorsan,
          Bizlere fatiha okumadan geçme
          Dünü unutma!...

           TÜKENDİ SÖZ
           Mücahit Kamil Şimşek’i dinledikten sonra artık bizim söyleyecek ne bir sözümüz kaldı, ne de yürüyecek taakadımız.
           O acı günleri yaşayan ve bizlere yaşatan bu kahraman mücahide gözlerimiz yaşlı veda ederek Gazi Magosa’ya geçtik.
           GAZİ MAĞUSA
           Gazi Magosa’da Maraş bölgesini uzaktan seyrettik. Maraş bölgesi tamamen boş. Kıbrıs Harbinden kalma yıkılan binalar aynen duruyor. Kısa bir plaj gezintisi yapıyoruz. Hatıra fotoğrafından sonra dönüş başlıyor. Merkezde Lala Mustafa Paşa Camii’ni, Magosa Kalesini  ziyaret ettikten sonra 3 günlük Kıbrıs gezimizi noktalamak üzere dönüş yolculuğuna başlıyoruz.
           Saat 17.00’da Kıbrıs Ercan Havaalanındayız.
           Bize 3 gün süreyle Kıbrıs’ı gezdiren her türlü desteği gördüğümüz hemşehrimiz Halit Seyran ve Mehmet Özsezer ile duygulu bir vedalaşmadan sonra AtlasJet’le Türkiye’ye uçuyoruz.
           TEŞEKKÜR
           3 günlük Kıbrıs gezisini 7 gün gazetemde özetlemeye, o kara günleri görmedim ama yaşayan şahitleri ile gördüklerimi sizlere anlatmaya çalıştım.
           Hamza Peker, Recep Utar ve Gazilerimizle birlikte Kıbrıs’a çok anlamlı bir tarih gezisi gerçekleştirdik.
           Bu vesileyle tekrar Belediye Başkanımız sayın Ahmet Şimşek’e, gezinin sevk ve idaresinden sorumlu Mustafa Traşoğlu, benimle birlikte gezimizi fotoğraflayan sayın Yusuf Ünalan ve otobüs şoförümüz Salih beye  teşekkür ediyorum.
            SON SÖZ
          Türkler için Kıbrıs, bir milli şeref ve hudut taşıdır. Bu taşı sökmeye kimsenin gücü yetmez

Bu haber 2084 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN